SON HABERLER

Anasayfa · KASTAMONU · Gündem

OYAK Genel Müdürü Prof. Dr. Yalçıntaş: "Tank hala muharebe meydanının olmazsa olmazıdır"

İlk yayın:
Güncelleme:

Haber görüntüleri: İhlas Haber Ajansı

Kastamonu’da öğrencilerle bir araya gelen OYAK Genel Müdürü Prof. Dr. Murat Yalçıntaş, "Tank hala muharebe meydanının olmazsa olmazıdır. Bugün dünyada kendi tankını geliştirebilen bir elin parmağı kadar ülke vardır, ki Türkiye de şu anda bunlardan biri olmaya çalışıyor" dedi.

OYAK Genel Müdürü Prof. Dr. Murat Yalçıntaş, Kastamonu Üniversitesinin ev sahipliğinde Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Kastamonu Şubesi tarafından düzenlenen "Yeni Altay’ın Bilinmeyen Hikayesi" programına katıldı. Kastamonu Üniversitesi Merkezi Kütüphane Sezai Karakoç Salonu’nda gerçekleştirilen söyleşiye öğrenciler yoğun ilgi gösterdi.

"Yeni Altay’ın Bilinmeyen Hikayesi" kitabıyla ilgili konuşan Yalçıntaş, "Bu göreve gelmeden önce Milli Savunma Üniversitesi’nde Savunma Sanayi Projeleri dersi veriyordum. İşin teorisini yapıyordum. Ondan sonra pratiğine geldim, gördüm ki bu proje diğer birçok savunma sanayii projesi gibi yıllardır süren proje. Birçok bilgi birikimi oluşmuş ama hiç kimse bunları derleyip toplayıp bir yere koymamış. Altay Tankı projesinde emek vermiş, çalışmış yaklaşık 70 kişiyle konuştum. Hepsinin dediklerini not aldım. Yazılabilecekleri, söylenebilecekleri hepsini yazdım. İçine kendi hatıralarımı koydum, kendi yaşadıklarımı koydum. Başkalarının hatıralarını koydum, işin teorisini koydum. Ortaya 500 sayfalık bir kitap çıktı" dedi.

"Çok büyük bir ekosistem var ve ancak onlar bir araya geldiği zaman o ürün ortaya çıkıyor"

Savunma sanayii projelerinde ortaya koyulan emeğe dikkat çeken Yalçıntaş, "Asıl önemli olan bir Altay tankının motorunun arkasında veya KAAN’ın en ufak bir fırlatma sisteminin arkasında veya GÖKBEY helikopterinin transmisyonunun arkasında binlerce kişinin, yüzlerce şirketin emeği olmazıdır. Çok büyük bir ekosistem var ve ancak onlar bir araya geldiği zaman o ürün ortaya çıkıyor. Mühim olan o ürünü ortaya çıkartmak değil, mühim olan o ekosistemi araştırmacısıyla, özel sektörüyle, üreticisiyle, finansmanıyla, kanun yapıcısıyla, siyasetçisiyle, bürokratıyla bütün o sistemi bir araya getirebilmek. Siz, o sistemi bir araya getirdiğiniz zaman o sistem arka arkaya ürün çıkartıyor, Altay’ı çıkartıyor, KAAN’ı çıkartıyor, GÖKBEY’i çıkartıyor, Akıncı’yı çıkartıyor. Ama mesele o sistemi bir araya getirmek. Bugün Türkiye savunma sanayiinde bir noktaya gelebildiyse, arka arkaya bu ürünleri çıkartabiliyorsa ve dünyanın dört bir tarafına gittiği zaman herkes ’Biz sizin ürünlerinize bayılıyoruz’ diyebiliyorsa onun arkasında bu vardır" diye konuştu.

"Bugün dünyada kendi tankını geliştirebilen bir elin parmağı kadar ülke vardır"

Savaş konseptlerinin zamanla değiştiğini anlatan Yalçıntaş, "Artık asimetrik savaşlar olmaya başladı. Fakat şunu unutmamak lazım; hiçbir zaman savaş konseptinde bir platformu tek başına değerlendirmemek lazım. Çünkü bir muharebe konseptinde her platformun ayrı bir görevi var ve her platformun kendi görevini yerine getirmesi lazım. Bir muharebede netice elde edilebilmesi için, o muharebenin neticeye ermesi için, bir tarafın zaferi kazanabilmesi için mutlaka ama mutlaka piyadenin o noktaya girip bayrağı dikebilmesi lazım. Eğer piyade, o noktaya giremiyorsa o savaş bitmiyor. Bakın İran’la olan savaşa, bombalıyorlar ama hiçbir netice elde edilmiyor, çünkü piyade giremiyor. Aynı şekilde Ukrayna’ya bakın, herkes birbirini bombalıyor, rafineleri bombalıyorlar, dronları bombalıyorlar ama bitmiyor. Neden bitmiyor, çünkü piyade giremiyor. Piyadenin bir noktaya girebilmesi için piyadenin yanında mutlaka zırhlı mekanize tümen desteği şarttır. Zırhlı araçlar olacak ki piyade ilerleyebilsin. Zırhlı araçların savaş meydanında ağır ağabeyi de tanktır. Tank hala muharebe meydanının olmazsa olmazıdır. Bugün dünyada kendi tankını geliştirebilen bir elin parmağı kadar ülke vardır, ki Türkiye de şu anda bunlardan biri olmaya çalışıyor. Bu ülkelerin hepsi de şu anda bir üst seviye tank geliştirmeye çalışıyorlar. Amerikalılar da öyle, Almanlar da öyle, Ruslar da öyle, Çinliler de öyle. Fransızlar, Almanlarla bir tane birlik kurdular. Onlar da yeni bir işi geliştirmeye çalışıyorlar. Dolayısıyla muharebe konseptleri değişiyor ama aynı şekilde platformlar da onlara uygun olarak değişiyor" şeklinde konuştu.

MÜSİAD Kastamonu Şube Başkanı Mustafa Akif Özmat ise, "Savunma sanayisi ve bu süreçte gençlerimizle ilgili konuları konuşmak üzere bir araya geldik. İnanıyoruz ki güçlü bir Türkiye; üreten, gelişen ve kendi teknolojisini ortaya koyan bir Türkiye’dir. Bu hedefe ulaşmada üniversitelerimize, iş dünyamıza ve özellikle gençlerimize büyük sorumluluklar düşüyor" ifadelerini kullandı.

Konuşmaların ardından Prof. Dr. Yalçıntaş’a Kastamonu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hamdi Topal ile MÜSİAD Kastamonu Şube Başkanı Özmat tarafından plaket ve hediye takdim edildi. Program, Yalçıntaş’ın "Yeni Altay’ın Bilinmeyen Hikayesi" adlı kitabını katılımcılar ve öğrenciler için imzaladığı imza töreniyle sona erdi.

Söyleşiye Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Ömer Küçük ve Prof. Dr. Mehmet Atalan’ın yanı sıra, kamu kurumları kuruluşlarının temsilcileri, MÜSİAD ve üyeleri, akademisyenler, öğrenciler ve çok sayıda davetli katıldı.

OKUMAYA DEVAM ET

Bölgenin en büyük düğün salonu: Düğün yapmakta zorlanan çiftlerin yüzünü güldürecek →

Kaynak: İhlas Haber Ajansı